Sayfalar

osmanlı devleti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
osmanlı devleti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2013 Çarşamba

Osmanlı'dan ABD destekli Siyonizm'e red

Osmanlı'dan ABD destekli Siyonizm'e red
Osmanlı'dan ABD destekli Siyonizm'e red




Washington'daki Osmanlı Büyükelçisi Ali Ferruh Bey Amerikalı Müslümanların lideri Muhammed Webb'le görüşmüş, Osmanlı hükümetine bu konuda yardım etmesini rica etmişti. Webb de, Amerikan Hükümetini Siyonizm yanlısı bir politikadan vazgeçirmek için taraftarlarını baskı grubu olarak kullanmıştı.

ABD yönetiminin Yahudiler'e ve onların Ortadoğu­'da bir güç olmalarına katkıları yeni değildir. Siyonizm daha onun babası ka­bul edilen Dr. Herzl'in kafasında bir tasarı bile değilken, Basel'deki Birinci Kongre'den 15 yıl önce Temmuz 1882'de zengin İngiliz Hayırseveri Lawrence Oliphant, İstanbul'daki ABD Elçiliği aracılı­ğı ile Bâb-ı Âlî'ye başvurarak Yahudiler'in Filistin'e yerleşmeleri karşılığı para teklif etmişti. An­cak, Osmanlı Hükümeti hem bu teklifi reddetmiş, hem de Filis­tin'e Yahudi göçünü önlemek için sıkı tedbirler almıştı. Ekim 1882'de Osmanlı Hükümeti, kut­sal yerleri ziyaret edecekler dışın­da tüm Yahudiler'in Filistin'e gir­mesini yasaklamıştı.1

Avrupalı devletlerin ve ABD'nin uyruğuna giren Yahudi­ler bir kez daha Filistin'e girmeyi deneyince Osmanlı yönetimi 22 Ocak 1884'de bunu da yasakla­mıştı. Osmanlı Hükümeti, ABD ve Avusturya devletlerini ikaz ederek onlardan sırf "Osmanlı ül­kesinde yaşayabilmek ve Filis­tin'e gidebilmek için vatandaşlık­larına geçmek isteyen Yahudilere izin vermemesini” istemişti.2

Siyonist emeller
Ondokuzuncu yüzyıl sonların­da özellikle Amerika'da Filistin'e gitmek üzere Yahudilerce kesif bir "Siyonist" faaliyet yürütülmek­teydi. Değerlendireceğimiz bel­gelerden ilkinde, New York'taki Yahudi Merkez Komitesi Başkanı Gottheil ve Washington Yahudi Komitesi Başkanı Omil'in maksadlarının "Filistin'de asırlar önce olduğu gibi yeni bir Yahudi dev­leti kurmak, Yahudilerin millî emellerini ihyâ" olduğu, Washington'daki Osmanlı sefiri tara­fından bildirilmektedir.3

İkinci belgede ise merkezi Amerika'da olan meşhur Bene Berith'in, İzmir'de de şube açtığı belirtildikten sonra Filistin'de bir Yahudi Devleti kurmak isteyen New York Yahudi Komitesi Baş­kanı Gotheil ve Washington Ya­hudi Komitesi Başkanı Omil'in Amerika'dan dünya Yahudilerine yaptığı "Filistin'e gidin" çağrısı, Hariciye Nâzırı(Dış işleri bakanı) Tevfik Paşa tara­fından Sultan II. Abdülhamid'e duyurulmaktadır.4

23 Nisan 1898'de Washington'dan gönderilen bu rapor, II. Abdülhamid'in eline gelir gelmez Washington'daki Osmanlı Büyü­kelçisi Ali Ferruh Bey'i harekete geçirmişti. Ali Ferruh Bey, ilk ola­rak Amerikalı Müslümanların li­deri Muhammed Webb'le Mayıs 1898 başlarında görüşmüş, ondan Osmanlı hükümetine bu konuda yardım etmesini rica etmişti. Elçi­mizin ricasını kabul eden Webb de, gerekli kulis faaliyetlerine gi­rişmiş, Amerikan Hükümeti'ni Si­yonizm yanlısı bir politikadan vazgeçirmek için taraftarlarını bir baskı grubu olarak kullanmaya çalışmıştı. Hatta Amerikan Müslü­manlarının lideri, Amerikan Siyo­nist Federasyonu'nun Başkanı (New York Yahudi Komitesi Baş­kanı) Richard Gotheil'le bağlantı kurmuş, ona Siyonizm'in Osmanlı Devleti tarafından benimsenmediğini, bu hususta ısrar etmenin bo­şuna olacağını anlatmıştı.5

BOA, Y. PRK. HR. 25/49




Bab-ı Alî Dâire-i Hâriciye Tercüme Odası
Aded
Hâriciye Nezâreti'ne 23 Nisan 98 târihiyle Washington Sefaret-i Seniyyesi'nden vârid olan 60 numrolu tegrafnâmesinin tercümesidir. New York'taki Mûsevî Merkez Ko­mitesinin Reisi Gottheil ve Was­hington Komitesi'nin Reisi Omil'dir. Makasıd yalnız bir muş­ta'meret değil "Arz-ı Filistin"in hâl-ı sâbıkasına iadesiyle Mûsevî efkâr-ı milliyesinin ihyâsıdır." Dün­yada bulunan bi'l-cümle Musevi­ler bu fikr-i azime iştirâka davet olunuyor. Bazı ma'lûmâtı hâvi olan "Deyrizfonist" nâmında îbrânice bir kitabı elde ettim. Gelecek Mayıs'ın onuncu günü New York'ta bir konferans akdolunacaktır...
... Londra'ya gidiyor ki, orada mahsusî bir banka mevki-i teda­vüle tahvilât çıkarıyor. Washing­ton Hahambaşının efkârını bi'l-vâ­sıta istimzâc ettiğimde mûmâ- ileyh işbu sûret-i fikr ü mütâlaaya iştirâk etmediğini beyân etmiştir. Sefâret-i Seniyye bedel-i icârını sarf ediyorum.

BOA, Y. PRK. HR. 25/49




***


Husûsiyye: 54
İzmir'de müteşekkil olup Mûsevîce "Ovadheyr" nâmıyla yâd olunan ve başlıca merkezi Amerika'da bulunduğu is­tihsâl edilen malûmâttan anlaşılan Bene Berith ismindeki Musevî Cemiyet-i Hafiyesi'nin mustahber olan bazı hare­kâtı hakkında icrâ-yı tahkikat ile alınacak malumatın telg­rafla iş'ârına dâir bâ-irâde-i seniyye-i hazret-i pâdişâhı Washington Sefâret-i Seniyyesi'ne yazılan telgrafnâme ile alınan cevâbın tercümeleri 30 Zilkâde 1315 târihli tezkire-i âcizânem ile takdim kılınmıştı. New York'taki Mûsevî Merkez Komitesi'nin Reisi Gottheil ve Washington'daki komitenin Reisi Omil olduğu ve maksadın yalnız bir müstameret tesisi olmayıp arz-ı Filistin'in hâl-i sabıkasının ia­desiyle Mûsevî efkâr-ı milliyesinin ihyâsı idüğü ve dünyâ­da bulunan bi'l-cümle Musevilerin, bu fikr-i azime iştirake davet olunmakta olduğu ve bazı malumatı havi olan "Deyriz Panist" nâmındaki îbrânice bir kitâbın elde edildi­ğini ve efkârı bi'l-vâsıta istimzâc olunan Washington Hahambaşının işbu sûret-i fikr ü mütâlaâya iştirak etmediği­ni beyân eylediğini ve bazı ifâdâtı şâmil sefâret-i müşârun-ileyhten bu kere ahz olunan 23 Nisan 98 tarihli ve altmış numaralı telgrafnâmenin tercümesi dahi leffen arz ve neşr olunmuş ve işbu telgrafnâmenin hallolunamayan kısmı sefâret-i müşârün-ileyhe iş'âr olunduktan alınacak cevap üzerine Londra'da bir banka marifetiyle çıkarıldığı beyân olunan tahvilât hakkında Londra sefâret-i seniyyesine vesâyâ olunacağı derkâr bulunmuş olmakla emr ü fermân hazret-i men-lehü'l-emrindir.
2 Zilhicce 1315
Hariciye Nâzın Tevfik
BOA, Y. PRK. HR. 25/20

BOA, Y. PRK. HR. 25/20




Tarih ve Düşünce Dergisi
Mayıs 2002

Dipnotlar:
1) Mim Kemal Öke, Kutsal Topraklarda Siyo­nistler ve Masonlar, İstanbul, 1991, s. 83-84
2)Mim Kemal Öke, A.g.e., s. 94-96.
3)Y. PRK. HR. 25/49
4)Y. PRK. HR. 35/50
5)Mim Kemal Öke, A.g.e., s. 89

Siyonizm Nedir?

Siyonizm Nedir?
Siyonizm Nedir?


Filistin dışındaki bütün Yahûdîleri “arz-ı mev’ûd” (vâd edilmiş toprak)ta, yâni Filistin’de toplamak ve sonra da hazret-i Süleyman’ın mâbedini, Siyon Dağına yeniden inşâ etmek, Yahûdîleri bütün insanlığa üstün kılmak ideali.

Mûsâ aleyhisselâm Mısır’dan çıkıp, Kızıldeniz’i geçtikten sonra Tur Dağının bulunduğu Sînâ Çölüne (Tih Sahrasına) gelerek Yahûdîlerle kırk yıl kadar burada kaldı. Onları Filistin topraklarında yerleştirmeyi vât etti. Fakat Mûsâ aleyhisselâm, Filistin topraklarına girmeden daha Şeria Vâdisindeyken vefât etti. Yahûdîler, bundan dolayı Filistin’e arz-ı mev’ûd (vâd edilmiş toprak) demişler ve oraya yerleşmek en büyük idealleri olmuştur. Târih boyunca bunun için çalışmışlardır. Hazret-i Süleyman zamânında buraya yerleşmeye muvaffak olmuşlardır.

Siyonizm ve siyonistin ne olduğunu anlamak için önce Siyon’un ne olduğunu bilmek gerekir. Siyon, hazret-i Süleyman’ın Kudüs (Yeruşaleym)te, mâbedini yaptığı dağın ismidir. İşte siyonizm; Yahûdîlerin, hazret-i Süleyman zamânındaki gibi Filistin’de toplanıp, mâbetlerini Siyon Dağına kurarak bütün milletlerin Yahûdîlere esir ve köle olması, böylece Yahûdî Cihan hâkimiyetinin kurulması idealleridir. Yahûdîlerin mukaddes kitapları olan Ahd-i Atik’te yerine getirilmesi, sâdece mabedin varlığına dayanan yüzlerce emir bulunmaktadır. Dolayısıyla mâbed olmaksızın Yahûdî dîninin şartlarının yerine getirilmesine imkân yoktur.


Bu mâbet, Asur Kralı Buhtunnasar’ın Kudüs’ü işgâli sırasında yıkıldı. Daha sonra Keyhüsrev, ikinci defâ yeniden inşâ ettirdi. Mâbet, Romalı Titus tarafından M.S. 70 yılında yıkıldı. Yahûdîler dağıtıldı. Bu târihle Kudüs’ün Yahûdîlere olan bağlılığı son buldu. M.S. 123 yılında Mescid-i Aksâ’yı Bizanslılar tâmir edip, Kudüs’e İlyâ ismini verdiler.

Yahûdîler, Romalılar tarafından mâbetleri yıkılıp, Filistin’den sürüldükten sonra, Filistin’de devlet kuracak, onları esirlikten kurtaracak bir mesih beklemeğe başladılar. Târih boyunca çeşitli kimseler mesihlik iddiası ile ortaya çıkmıştır. Bunlardan birisi de İzmirli Yahûdî Sabatay Sevi (1626-1676)dir. En sonuncusu da 1868’de Yemen’de çıkan Şukr-el Kubeyl’dir.

Yahûdîler, Filistin’de devlet kurmak için teşkilâtlanmaya 17. yüzyılda başladılar. 1695 yılında İngiltere’de Oligar Paulli adlı Yahûdî III. William’a mürâcaat ederek Filistin’de bir Yahûdî Devleti kurulması husûsunda yardımını talep ettiler. Bu mücâdeleleri bağımsız İsrail Devletinin kurulduğu 14 Mayıs 1948 yılına kadar devam etti. (Bkz. İsrail)

İsrâil Devletinin kurulması için en büyük gayreti gösteren Theodor Herzl hâtıralarında şöyle demektedir:

“27 Şubat 1896’da Daily Chronicle Gazetesi’nde, Yahûdî Devleti dolayısıyla milyoner Sir Samuel Montagu ile yapılmış röportajım yayınlandı. Montagu’ya göre birisi Filistin’i Türklerin Sultanı’ndan iki milyona satın alabilir!

19 Haziran 1896 akşamı Newlinsk, kötü haberler ve asık bir suratla Yıldız Sarayından döndü. Sultan Abdülhamîd’in şöyle dediğini nakletti:

“Eğer Mr. Herzl, senin benim arkadaşım olduğun gibi arkadaşın ise, ona söyle bu meselede ikinci bir adım atmasın. Ben iki karış dahi olsa toprak satamam. Zîrâ bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim bu imparatorluğu kanlarını dökerek kazanmışlar ve yine kanlarıyla sulayıp yeşertmişlerdir. O bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz. Benim Suriye ve Filistin alaylarımın efradı birer birer Plevne’de şehit düşmüşler; bir tânesi dahi geri dönmemek üzere hepsi muhârebe meydanında kalmışlardır. Türk imparatorluğu bana âit değildir. Ben onun hiçbir parçasını vermem. Bırakalım Yahûdîler milyarlarını saklasınlar. Benim imparatorluğum parçalandığı zaman taksim edebilirler. Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına müsâde edemem.”

Sultan Abdülhamîd’in doğru ve büyük sözleri beni sarstı, bir zaman bütün ümitlerimi kırdı. Bu sonu ölüm ve parçalanmaya giden karşı koymada trajik bir güzellik var. Mamafih son nefese kadar, pasif mukâvemet şeklinde de olsa mücâdele edeceğiz.

18 Mart 1900’de Sultan Abdülhamid Hana yapılan her türlü teklif, zorlama etkisiz kaldı. Hâlen bir tek plân aklıma geliyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar hergün biraz daha kötüye gidiyor. Sultana karşı bir kampanya açmalı. Bu iş içinde sürgün edilmiş prensler ve Jön Türkler kullanılmalı. Aynı zamanda Yahûdî sosyalistleri faaliyete geçmeli. Avrupa devletlerinin, Yahûdîlere Filistin’de toprak vermesi hususunda Osmanlı Devletine baskıda bulunmaları sağlanmalı.”

1948’de İsrail Devletinin kurulmasıyla Siyonizm gâyesine ulaşmış gibi gözükürse de, bütün dünyâda faaliyetine ara vermeden devam etmektedir.

Bu güne değin en çok tıklanılanlar