Sayfalar

12 Haziran 2013 Çarşamba

Fakirleri koruma derneği - gerçek adı ile B'nai B'rith

Fakirleri koruma derneği - gerçek adı ile B'nai B'rith
Fakirleri koruma derneği - gerçek adı ile B'nai B'rith


B'nai B'rith Ibranice'de 'Ahit'in Çocuklari' anlamina gelir. Sadece Yahudilerin üye olabildigi dünyanin en etkili siyonist teskilatidir. 1843'te 12 Alman Yahudisi tarafindan New York'ta resmilestirilen bu örgütün temel amaci, siyonizmin dünya çapindaki menfaatlerini saglamaktir.

B'nai B'rith 1938'de, dört önemli Yahudi organizasyonunun taktiklerini, savunma planlarini hazirlayan Genel Yahudi Kurultayini olusturdu. Daha sonraki faaliyetlerini çogaltan örgüt, B'nai B'rith Dergisi, Aylik Ulusal Yahudi Dergisi, B'nai B'rith Haberleri gibi yayinlarla tüm ülkelerde siyonizm propagandasi yapmaya basladi. Yahudi gençler için dinsel ve irkçi egitim yapan merkezler meydana getirdi. Bunlardan en önemlisi olan 'Aleph Zadik Aleph' adli teskilat vasitasiyla 13-21 yas gruplarina siyonizm düsüncesini empoze etti. B'nai B'rith üyeleri sadece kendilerinin girebildigi 'loca' adini verdikleri yerlerde toplanirlar. Ayni masonlarda oldugu gibi önemli kararlar loca baskanlarinin bir araya geldigi ' Süprem Konsey' toplantilarinda alinir.

B'nai B'rith, Masonluk ve Bilderberg Grup gibi siyonist teskilatlarin beynidir. Bunlarla isbirligi içinde dünya siyaseti ve ekonomisini yönlendiren kritik kararlar alir. Tüm Yahudi organizasyonlari B'nai B'rith'e baglidir. Böylece örgüt bütün Yahudilerin ve özellikle Israil'in çalismalarindan ve karsilastiklari problemlerden aninda haberdar olur.Britannica Ansiklopedisi B'nai B'rith konusunda sunlari yaziyor:

'B'nai B'rith, Birlesmis Milletler'de yer alan çok sayida üyesiyle Yahudi organizasyonlarinin koordine edildigi bir merkez olarak bilinir. Israil'in menfaatleri ve yahudilerin genel meselelerinin halli için ülke liderleriyle iletisim kurar.'

Nitekim II.Dünya Savasi sirasinda organizasyon baskani Henry Mosky, 1942 'de Alman Yahudisi Nahum Goldman, Israil Cumhurbaskani Weizman ve siyonist lider Wise ile gizli paln yaptilar ve Amerika'nin siyonizmi açik desteklemesi kararini aldilar. (Edward Tiunan, The Lobby, sf.23)

Ayni zamanda Birlesmis Milletler'de en önemli noktalarda bulunan üyeleri sayesinde uluslararasi kararlari istedigi sekilde yönlendirir, Iletisim kurulan bu liderlerin kimler oldugunu tahmin etmek güç degil. Tüm ülkelerde kolu olan B'nai B'rith her siyonist örgüt gibi onu sevimli gösterecek, faaliyetlerine paravan teskil edecek hizmet ve yardim çalismalari yapar. Türkiye'deki B'nai B'rith teskilatinin adi da 'FAKIRLERI KORUMA DERNEGI'dir. Bütün üyeleri Yahudi olan dernege Yahudi cemaatinin sadece en seçkinleri kabul edilir.

Açılım Süreci Hep Yahudileri, Siyonistleri ve CIA'nı sevindiriyor. Yedi ceddi Yahudi karısı CIA ajanı olan Kemal Derviş de açılımdan çok memnun

açılım süreci, apo, vatan haini, denilmemeli, kemal derviş, CIA, kripto yahudi, karısı
Açılım Süreci Hep Yahudileri, Siyonistleri ve CIA'nı sevindiriyor.
Yedi ceddi Yahudi karısı CIA ajanı olan Kemal Derviş de açılımdan çok memnun

Taha Akyol'a konuk olan Kemal Derviş'ten çarpıcı açıklamalar

Eski Devlet Bakanı-Ekonomist Kemal Derviş, CNN TÜRK'te Taha Akyol'un konuğu oldu. Çözüm süreci hakkında düşüncelerini paylaşan Derviş çarpıcı açıklamalarda bulundu.

'VATAN HAİNİ DENMEMELİ' 

Çözüm sürecinde iki temel noktanın olduğunu belirten Derviş 'Biri şiddetin olmaması ikincisi ise herkesin özgürce fikrini söyleyebilmesi ve öneri getirebilmesidir. Bu öneriyi getirene vatan hanini denmemeli. Her türlü öneri demokratik bir çerçevede tartışılmalı. Herkesin amacı aynı bu ülkede barış içinde yaşamak'dedi.

'ÖCALAN DEĞİŞMİŞ OLABİLİR'

Barışın her neticede düşmanla yapıldığını kaydeden Derviş, 'Hep geriye gidersek işin içinden çıkamayız. Ben insanların değişebileceği kanısındayım. Bugünkü Öcalan, 20 yıl önceki Öcalan değildir belki de. Her insan deneyimlerinden öğrenebilir. Kendisi şiddete karşıysa ve şiddetin sona ermesinde yardımcı olabilecekse yardımcı olsun' ifadelerini kullandı.

'ŞU ANDAKİ GÖRÜNTÜ SEVİNDİRİCİ'

Türkiye'nin artık güçlendiğini ve her şeyi tartışa bileceğini söyleyerek devam eden Derviş, PKK'nın silah bırakması konusunda ise 'PKK'nın ne zaman silah bırakacağı konusundaki belirsizlik rahatsız edici. Bu konuda ayrıntılara girmek benim için zor. Silah oldukça tehlike devam ediyor ama şu andaki görüntü bile sevindirici. Çünkü son haftalarda olay yok çekilme var.' şeklinde konuştu.

VATAN

Hitler'i Siyonistler iktidara getirdiler

Hitler'in iktidara gelmesinde Siyonizmin kontrolündeki Alman basınının etkisi
Hitler'in iktidara gelmesinde Siyonizmin kontrolündeki Alman basınının etkisi

Nazi Almanyası'nda Siyonist Basın İmparatorluğu
II. Dünya Savaşı öncesinde, Hitler'in Nasyonal Sosyalist partisini iktidara getirmesinde, Alman basınını tekeline almış Siyonist yayın kuruluşları çok büyük rol oynamışlardır. Siyonist basın monopolü, halkı Almanya'da yaygınlaştırmak istedikleri ırkçı nasyonal-sosyalist ideoloji doğrultusunda yönlendirip bu ülkeyi en büyük savaşın ateşleyicisi durumuna sokmuştur. Bu büyük Siyonist basın-yayın kuruluşlarından bazıları şunlardı:

Ullstein (ailesi) yayınevi: Berliner İllustrirte, BZ am Mittg, Berliner Morgenpost Berliner Zeitung, Vossiche Zeitung, Deutsche Allgemenie Zeitung isimli gazetelerin sahibi.

Politik olmayan yayınları: Dame, Baumwelt, Verkehrstechnik, Sieben Tage (radiprogram dergisi), Herteren Fridolin, Grüne Post

Mosse (ailesi) Yayınevi: Berliner Morgenzeitung, Berliner Tageblatt, Berliner Volk-Zeitung, 8-Uhr Abendolatt, Annocen-Expedition, Rudolf- Mosse-Code.
Mosse Hitler için dev reklam kampanyaları düzenlemiştir.

-Hugenberg basın imparatorluğu Scherl Yayınevi:
Bütün Almanya'nın fikrini yönlendiren bu yayınevi, kurucusu August Scherl’in ismini taşıyordu. Ancak 1. Dünya Savaşından önce el değiştirerek Siyonist olan Rhein ağır sanayisinin eline geçmiştir. Yayınevini, Agust Scherl'den gizli bir grup satın almıştır. Bu gizli meclis üyelerinin bir kısmı şunlardı: Oppenheim (Siyonist), Speyer (Siyonist), Luis Hagen (Siyonist). Siemens (Siyonist), Bosch (Mason).

II. Dünya savaşından önce bu yayınevini Krupp'un genel müdür ve gizli danışmanı olan Siyonist Dr. Alfred Hugenberg devralmıştır. Siyonist Krupp ve Ruhr endüstrisinin yardımıyla basın imparatorluğunu kurmuştur. Yayınları: International Haber Acentası, Telegraphen-Union (TV) Telegraf Birliği, Allegmeine Anzeigengelellschaft en büyük Alman ilan acentası Wirschafts- stelle der Provinzpresse (Wipro), Natuum Darlehens AG, Vera Verlagsan- stalt GmbH, Berliner Lokalanzeiger, Die Woche ile büyük ve orta şehirlerdeki 14 önemli gazetede.

Universal-Film AG (UFA): Kurucuları, Hugenberg. Ruhr Bölgesi sanayicileri ve 1917'de Siyonist Emil Georg von Strauss (Emil Georg von Strauss aynı zamanda Lufthansa'nın kurucularından, Deutsche Bank'ın yönetim kurulu üyesi ve Georg von Siemens'in özel danışmanıdır.)
Siyonistler II. dünya savaşı öncesi film şirketleri aracılığıyla savaşı teşvik edici filmler göstererek halkı kırşkırtmış, Hitler ve Nasyonal- Sosyalist Parti'nin ateşli propagandalarını yapmışlardır. Propagandanın başarıyla yürütülmesinde en büyük pay prodüksüyon fabrikalarına, atölyelere ve çok sayıda sinema salonuna sahip Hugenberg Film Şirketi'ne aittir.

Alman National Sosyalist Parti'nin yöneticisi ve fikir babası olan Alfred Hugenberg aynı zamanda bir dönem Hitler'in ekonomi bakanlığını da yapmıştır.
Kaynaklar:
Deutschland ohne Juden

Dünya silah sanayii Siyonistlerin kontrolünde

Dünya silah sanayii Siyonistlerin kontrolünde
Dünya silah sanayii Siyonistlerin kontrolünde


Siyonistler yalnızca ekonomilerini finanse ettikleri ülkelerin siyasetlerini kontrol altına alıp savaşa sürüklemek suretiyle değil, aynı zamanda doğrudan silah üretimini tekellerinde tutarak da savaşlara gerekli zemini hazırlamışlardır. Silah üreticileri arasında son yüzyılın en meşhur ve en önemlileri iki dev Siyonist sermayedardır: Almanya'da KRUPP, ABD'de ise BARUCH

KRUPP

Almanya'yı silahlandırarak İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesinde en büyük rolü oynayan Siyonist silah üreticisidir. Krupp yalnızca II. Dünya Savaşı döneminde değil, daha 19. yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa'daki en büyük silah üreticisi olarak dev bir üretim potansiyeline sahipti. Krupp gelişimini ve şirketlerinin temel finansmanını devrinin (1804-1878) en büyük bankeri Siyonist Abraham Oppenheim'den almıştı. 1800'lerin sonlarına doğru Krupp, Rusya, Belçika, Hollanda, İspanya, İsviçre, Avusturya ve İngiltere'ye silah satarak I. Dünya Savaşının çıkması için gerekli alt yapıyı oluşturmuştur.

Alfred Krupp'un, "Prusya'yı daha iyi silahlandırmak için elimden geleni yapacağım" sözü de muşhurdur.
Alfred Krupp ünlü Siemens fabrikalarının kurucusu Siyonist Karl Wilhelm Siemens'le birlikte silah çeliği üretiminde işbirliği yapmıştır. Ürettiği silahlar en kaliteli silah seçildiğinde, "Şu andan itibaren; Almanya'nın geleceğini elinde tutan grubu kendimizle birlikte sürüklemekteyiz" diyerek Almanya'nın ve tüm Avrupa'nın kaderindeki önemini vurgulamıştır.

Krupp'un önemli bir özelliği silah satışını karşılıklı düşman olan ülkelere yapmasıdır. Osmanlı İmparatorluğu ve Çarlık Rusyası'na karşılıklı silah satışı yaparak 93 harbini çift taraflı körüklemiştir. 19. yüzyılda Almanya'nın silah üretimini tekelinde tutmuştur. Bu süreç içinde gerek Almanya'yı, gerekse diğer kilit ülkeleri savaşa hazırlayan ve kışkırtan Krupp'tur. Amaç ticari ya da milli menfaat­lerden çok öte, Siyonist ideallerinin önünde dikilen güçleri ve pürüzleri yok etmekti. Siyonizmin menfaatleri doğrultusunda son derece göstermelik gerekçelerle çıkartılan I. Dünya savaşı sonucunda Siyonistlerin yıllar boyu II. Abdülhamit'ten dilendikleri Filistin toprakları Osmanlı İmparatorlu'ndan kopartılmış ve bu imparatorluk ortadan kaldırılmıştır.         

Krupp, Hitler'in iktidara getirilmesi için diğer Siyonist sanayicilerle birlikte en büyük gayreti gösterenlerden biridir. Hitler'in her zaman yararlanabileceği özel bir harcama fonu kurulmasına ön ayak
olmuştur. Krupp ve diğer Siyonist sermayedarlar, Naziler'in koyu bir baskı ve terör ortamında yürüttükleri seçim kampanyasına yüklü parasal bağışlarda bulunmuşlardır. Krupp ve seçim kampanyasında Hitler'i finanse etmiş olan diğer Siyonist şirket sahipleri, Hitler iktidara geldikten sonra hükümetin ekonomik danışmanları olarak göreve başlamışlardır.
Hitler'in iktidara geldiği 1933'ten, savaşın sona erdiği 1946 senesine kadar Krupp net karını % 433 oranında arttırmıştır. Hitler, bir konuşmasında Krupp'a olan sadakatini şöyle dile getirmiştir: "132 aile şirketi olan Krupp firması Almanya'nın askeri gücüne yaptığı katkılarından dolayı en yüksek ödüle layıktır."

KAYNAKLAR
"The Arms of Krupp (1587-1968"), William Manchester.
"Krupps, The Story of an Industriell Empire, Von Klass.

***


II. Dünya Savaşı sırasında Hitler'in hava filosuna en çok savaş uçağı üreten şirket, Siyonistlerin kurmuş olduğu Lufthansa'dır. Lufthansa, Siyonistlerin idaresindeki Deutsche Bank'ın finansmanıyla AEG, Hapag, Deutsche Aero Lloyd, Junkers gibi büyük Siyonist sanayi şirketlerinin bir araya gelmesiyle kuruldu. (Die zeit im Fluge, Geschichte der Lufthansa 1926 bis 1990, sf.15)

Böylece, İkinci Dünya Savaşı öncesinde, Almanya'da Siyonistlere ait olan bütün uçak fabrikaları ve havayolları şirketleri bu isim altında toplandı. (Lufthansa, An Airline and Its Aircraft, Orian Books, sf.19, New York)

Milyonlarca masun insana havadan ölüm yağdıran bu filonun kurucularından Siyonist Erhard Milch. "Havacılıktaki bütün çalışmalarının en yüksek hedefi askeri hava kuvvetlerinin
oluşturulmasıdır" şeklindeki görüşünü 1933'te Nazi iktidarına da resmen bildirdi. (Universal. Jewish Encyclopedia 9/276, 9/433-437, 9/145)

Erhard Milch, daha sonra Hitler'in havacılık politikasının anahtar kişisi durumuna getirildi. (Die zeit im Fluge, sf.38) Nazi Hava Kuvvetleri'nin silahlandırmasından sorumlu general olan bu katil; Göring'in sağ koluydu. (Die zeit im Fluge, sf.38)

Tümüyle Siyonistlerin tekelinde olan silah sanayinde üretilen bombalar, yine Siyonistlerin sahibi bulunduğu Lufthansa şirketinin ürettiği uçaklar tarafından atılmıştır.


Almanya'daki Siyonist sermayeli silah şirketi Krupp'un yanı sıra, Amerika'da da diğer bir Siyonist kapitalist, dünya silah sanayisinin en büyük üretimini elinde tutmaktaydı: Bernard Baruch.

20, yüzyılın en büyük silah tüccarlarından olan Bernard Baruch da, diğer bütün meslektaşları gibi bir Siyonistti. Bernard Baruch 1914'te Amerika'daki 246 silah fabrikasından 243'ünün  sahibi olma gibi bir rekoru elinde tutmaktaydı. Bu sırada tüm Amerikan ekonomisi hemen hemen Baruch'un kontrolünde sayılabilirdi.  Yahudi Bernad Baruch 1916'da Başkan Wilson tarafından Milli Savunma Konseyi Danışma Kurulu'na atanmış, daha sonra hayatı boyunca tüm ABD Devlet Başkanlarının askeri ve ekonomik danışmanlığını yapmıştır.

Baruch, I. Dünya Savaşı esnasında ABD Savaş Endüstrisi Başkanlığı yapmış, aynı zamanda birçok Avrupa ülkesinin silahlanmasında önemli katkılarda bulunmuştur. Amerika'nın endüstriyel ve ekonomik kaynaklarını savaşa karşı hazırlık amacı ile organize etmiştir.
Bunların yanısıra, İtalya'daki Makedonya Rizorta Mason Locası'nın üstadı İtalyan casusu Siyonist Emanuel Karasso vasıtası ile Arnavut ihtilalalcilerine 14 milyon dolarlık silah ve teçhizat yardımı yapmıştır.

II. Dünya Savaşı sırasında da ülkelerinin silahlandırılımasında etkin bir rol üstlenmiştir.
Baruch, 1945 senesinde Japonya'ya atılan atom bombası'nın üretiminden patlatılmasına kadar tüm aşamalarını idare ve finanse etmiştir.
İsrail Devleti'nin kuruluşuna büyük katkılarda bulunmuş, ancak bir Siyonist olarak bu devletin kuruluşunu yeterli görmediğini ifade etmiştir: "Baruch, İsrail'in kurulmasını çözümün yalnızca bir bölümü olarak görüyordu."

1946'da Birleşmiş Milletler Atom Enerjisi Komisyonu'nun delegesi olarak Amerika'nın nükleer silahlar konusundaki temsilciliğini yapmıştır.
İbranice'de "kutsal" anlamına gelen Baruch ismi, başta iki büyük Dünya Savaşı olmak üzere, 20. yüzyılın daha başka birçok kanlı savaş ve olayının altına imzasını atarak kutsal bir Siyonist ibadetini yerine getirmiştir.

Kaynaklar:
Foreign Relations of United States, 1946
The Universal Jewisli Encyclopedia, c.l, sf.98
Encyclopedaia Judaica, c.4, sf.269
Bernard Baruch, "My Own Story"
Encyclopedia Americana.

***


II. Dünya Savaşı öncesinde, Hitler'in Nasyonal Sosyalist partisini iktidara getirmesinde, Alman basınını tekeline almış Siyonist yayın kuruluşları çok büyük rol oynamışlardır. Siyonist basın monopolü, halkı Almanya'da yaygınlaştırmak istedikleri ırkçı nasyonal-sosyalist ideoloji doğrultusunda yönlendirip bu ülkeyi en büyük savaşın ateşleyicisi durumuna sokmuştur. Bu büyük Siyonist basın-yayın kuruluşlarından bazıları şunlardı:

Ullstein (ailesi) yayınevi: Berliner İllustrirte, BZ am Mittg, Berliner Morgenpost Berliner Zeitung, Vossiche Zeitung, Deutsche Allgemenie Zeitung isimli gazetelerin sahibi.

Politik olmayan yayınları: Dame, Baumwelt, Verkehrstechnik, Sieben Tage (radiprogram dergisi), Herteren Fridolin, Grüne Post

Mosse (ailesi) Yayınevi: Berliner Morgenzeitung, Berliner Tageblatt, Berliner Volk-Zeitung, 8-Uhr Abendolatt, Annocen-Expedition, Rudolf- Mosse-Code.
Mosse Hitler için dev reklam kampanyaları düzenlemiştir.

-Hugenberg basın imparatorluğu Scherl Yayınevi:
Bütün Almanya'nın fikrini yönlendiren bu yayınevi, kurucusu August Scherl’in ismini taşıyordu. Ancak 1. Dünya Savaşından önce el değiştirerek Siyonist olan Rhein ağır sanayisinin eline geçmiştir. Yayınevini, Agust Scherl'den gizli bir grup satın almıştır. Bu gizli meclis üyelerinin bir kısmı şunlardı: Oppenheim (Siyonist), Speyer (Siyonist), Luis Hagen (Siyonist). Siemens (Siyonist), Bosch (Mason).

II. Dünya savaşından önce bu yayınevini Krupp'un genel müdür ve gizli danışmanı olan Siyonist Dr. Alfred Hugenberg devralmıştır. Siyonist Krupp ve Ruhr endüstrisinin yardımıyla basın imparatorluğunu kurmuştur. Yayınları: International Haber Acentası, Telegraphen-Union (TV) Telegraf Birliği, Allegmeine Anzeigengelellschaft en büyük Alman ilan acentası Wirschafts- stelle der Provinzpresse (Wipro), Natuum Darlehens AG, Vera Verlagsan- stalt GmbH, Berliner Lokalanzeiger, Die Woche ile büyük ve orta şehirlerdeki 14 önemli gazetede.

Universal-Film AG (UFA): Kurucuları, Hugenberg. Ruhr Bölgesi sanayicileri ve 1917'de Siyonist Emil Georg von Strauss (Emil Georg von Strauss aynı zamanda Lufthansa'nın kurucularından, Deutsche Bank'ın yönetim kurulu üyesi ve Georg von Siemens'in özel danışmanıdır.)
Siyonistler II. dünya savaşı öncesi film şirketleri aracılığıyla savaşı teşvik edici filmler göstererek halkı kırşkırtmış, Hitler ve Nasyonal- Sosyalist Parti'nin ateşli propagandalarını yapmışlardır. Propagandanın başarıyla yürütülmesinde en büyük pay prodüksüyon fabrikalarına, atölyelere ve çok sayıda sinema salonuna sahip Hugenberg Film Şirketi'ne aittir.

Alman National Sosyalist Parti'nin yöneticisi ve fikir babası olan Alfred Hugenberg aynı zamanda bir dönem Hitler'in ekonomi bakanlığını da yapmıştır.

Kaynaklar:
Deutschland ohne Juden
Der Fuhrer, Konrad Heiden sf.343



"Siyonistler bana mücadelemde önemli katkılarda bulundular. Hareketimizde çok sayıda Siyonist'in mali desteğini gördüm. Daha o zamandan kuvvet ve başarının ne yönden geleceğini biliyorlardı" (ADOLF HITLER)

HİTLER'E MALİ DESTEK SAĞLAYAN SİYONİST BANKALAR
• Deutsche Bank: Sahibi Georg von Siemens, Bşk. Oskar Vasserman.
Alman savaş ekomisini yönlendirmiştir. Hitler'i finanse etmeleri yönünde hemen hemen bütün şirketlere baskı uygulamıştır,

• Dresdener Bank: Sahibi Eugen (eski bir Alman Gazetesinden) Gutmann, Bşk. Herbert Gutmann,
Aynı zamanda barut üreticisi Lois Hagen, Loewe ve Krupp silah fabrikalarını finansa etmiştir.

Darmstaetter Bank: Sahibi Abraham Oppenheim, Bşk. Jakop Goldschmith,

Bleichroeder Bank: Kurucusu Samuel Bleichroeder, sahibi Bleichroeder ailesi.
Aynı zamanda Nazi hükümetinin ekonomi asistanlığını yapmıştır.

Oppenheim Bank: Sahibi Oppenheim ailesi Ruhr Bölgesi demiryollarının yapımcısıdır. Savaşa yönelik kimya endüstrisini finanse etmiştir.
Speyer Bank: Sahibi Speyer ailesi.

Mendelssohn Bank: Sahibi Mendelssohn ailesi II. Dünya Savaşı'ndan önce Alman Endüstri Komitesi ve Ticaret Odası Başkanlığı yapmıştır. Alman savaş endüstrisini ve kimya sanayiini finanse etmiştir.

Warburg Bank: Sahibi Warburg ailesi. Alman savaş endüstrisini finanse etmiştir. Almanya'yı dış dünya ile bağlantıda tutan bir Siyonist bankasıdır. I. Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya için diğer devletlerden (ABD) kredi temin etmiştir.

Arnhold Bank: Sahibi Arnhold ailesi. Alman Silah sanayini ve savaş endüstrisini finanse etmiştir. Bamag, AEG, Agfa, Dresdner Bank, Ludwig Loewe AG ve birçok Alman silah ve mühimmat fabrikalarının ortak ve finansörlerinden idi.

Disconto-Gesellschaft: Kurucusu kökeni Siyonist hahamlara dayanan Solomonsohn ailesidir. Bu aile 1900'lerde Solmssen soyadını alarak Siyonistlerin dönme taktiğini kullanmışlardır. Sahibi Hitler'in en büyük finansörlerinden George Solmssen'dir. George Solmssen Hitler döneminde Alman bankacılığının merkez organizasyon başkanıydı.
Gemi inşaatı, donanma ve ağır savaş sanayi, petrol endüstrisi, telekomünikasyon alanlarında yatırımlar yapmıştır.

BHG Berliner Hendelsgesellschaft: Sahibi Carl Furstenberg, savaş sanayini finanse etmiştir. Tamamı Siyonistlere ait olan Ruhr Bölgesi endüstrisini desteklemiştir.

Schaafhausensche Bankverein: I. Dünya Savaşı'nda Siegfired Samuel yöneticiydi, II. Dünya Savaşı'nda ise Gutmann yöneticiydi.
Loewe Konsorsiyumu'na katılıp, Loewe Silah Fabrikaları'nı finanse etmiştir. Tamamı Siyonistlerin tekelinde olan Ruhr Bölgesi'ndeki savaş endüstrilerini finanse etmiştir.

Nationalbank für Deutschland: Sahibi Gutmann, savaş sırasında elektrik endüstrisini finanse etmiştir. Bir başka Siyonist bankası olan Darmstaedter Bank ile birleşmiştir.

Commerz und Privat Bank: Yöneticisi Curt Sobernheim, Alman savaş ekonomisini desteklemek amacıyla iç ve dış ticari kuruluşlarıyla ilişki kurma görevini üstlenmiştir.

Berg und Metallbank: Sahibi Dr. Willhelm Merton, Savaş sanayinin hammadde kaynaklarını finanse etmiştir.

M.A.V Rothscild & Söhne: Sahibi Rothschild ailesi. Her alanda savaşı finanse etmiştir.

***


Krupp silah fabrikaları
Loewe silah fabrikası: Sahibi Loewe ailesidir.
Mauser silah fabrikaları: Sahibi Loewe ailesi ve Alfred von Kaull
Alman silah ve mühimmat fabrikası: Sahibi Isidor Loewe
Stahlwaren und Walfen fabrikası: Sahibi Alexander Coppel
Alman-Atlantik Telgraf şirketi: Sahibi Loewe ailesi
Hannesmannröhren-werke AG: Yönetici George von Sieniens
Aron Hirsch & Sohn: Kaçak silah üreticisi
Hirsch Kupfer und Messingwerke AG: Sahibi Sigmund Hirsch
Solingen Mühimmat: Sahibi Alexande Coppel
Köln-Rüttweiier barut fabrikaları: Sahibi Louis Hagen
Rheinische-Westfalische barut fabrikaları: Sahibi Louis Hagen.
AEG: Kurucusu Emil Kathenaus, askeri alanda kullanılan her türlü aracın motorunu AEG üretmiştir.
Siemens: Tamamen silah sanayi için çalışmıştır. Sahibi Siemens ailesi.
Lufthansa: Nazi Almanyası hava kuvvetlerini oluşturmuştur.


Deutsche Erdol: Sahibi Jakob Goldschmidt, yöneticisi Arthur Solomonsohn.
Deutsche Petroleum AG: Sahibi Deutsche Bank
Allg. Petroleum Industrie AG: Sahibi Disconto Bank
Blumenstein-Konzern: Sahibi Blumenstein. Kok kömürü üreticisi. Savaşta 10 milyon Mark'lık kum torbası üretmişlerdir.
Deutsche Eisenhandel AG: Sahibi Leo Lustiy, demir üretimi.
Vereinigte Stahlwerke: Çelik sanayi
 Beer Sondheimer & Co.: Metal üretimi
M.LCaro & Sohn: Demir üretimi
Phoenix AG: Madencilik


KİMYA SANAYİİNDEKİ ÜÇ DEV YAHUDİ KURULUŞU

Siyonistlere ait üç büyük Kimya sanayii savaşta kimyasal harb maddeleri ve patlayıcılar üretmişlerdir. Bunlar:
Bayer: Hitler'in savaş propagandasını üstlenmişti.
IG-Farben: Krupp'la beraber Auschwitz kampındaki tutukluları fabrikalarında ölesiye çalıştırdıktan ve tutukluları çalışmayacak hale getir­dikten sonra öldürmüşlerdir.
Agfa: IG-Farben şirketine bağlıdır.

KAYNAKLAR
"Deutschland ohne Juden Eine Bilanz", Bernt Engelmann, 1981, 2.baskı.
"Jews in the German Economy", W.E. Masse, 1987
"Das Dritte Reich", Ploetz Freiburg Wirzburg, 1983
"1939-45 in Deutschland Fotografierte Zeitgeschichte", George Holmsten, Droste.


"Ve Allah'ın Rab onları senin önünde ele vereceği ve sen onları vuracağın zaman; onları tamamen yok edeceksin ve onlara acımayacaksın" (Tevrat, Tesniye Bölümü, 7/2)
"Ve onun şehirlerinde ateş tutuşturacağım ve çevresinde olanların hepsini yiyip biterecek"
(Tevrat, Yeremya Bölümü, 50/32)

Siyonistlerin insanlığa karşı kullandıkları en acımasız silah olan Atom Bombası, 20.yy.'ın başlarında Siyonist bilim adamları tarafından icat edilmiştir.
Avrupa'da tamamen Siyonist önderlerin kontrolü altında yürütülen çalışmalarda, bombanın teorik temelleri atılmış, sıra bombanın üretimine gelmişti. Nükleer bir bombanın yapımı için artık toplu bir çalışmaya ve büyük bir sermayeye ihtiyaç kalmıştı.
Siyonist bir organizasyon vasıtasıyla II. Dünya Savaşı başlarında Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinden Amerika'ya göç eden Siyonist bilim adamları bir araya gelerek o zamanki Devlet Başkanı Siyonist ve Mason Theodor Roosevelt'le Atom Bombası'nın ABD'de üretimi konusunda anlaştılar.
Böylece Roosevelt'in kararıyla Siyonist bilim adamları Niels Bohr, Leo Szilard, Enrico Fermi, Alexander Sachs, Eugen Wigner, Victor Weisskopf, Eduard Teller'in önderliğinde (MANHATTAN PROJESİ adı altında) Atom Bombası'nın yapımına başlandı. Proje yukarıda saydığımız Siyonist bilim adamları ile bu konuda uzman diğer 23 Siyonist bilim adamının çalışmaları sonucunda gerçekleştirildi (Deutschiand ohne Juden)

"II. Dünya Savaşı süresince bombanın yapılmasında en büyük simalardan biri olarak ün saldı. Almanya'dan göç eden zengin bir Siyonist bankerin oğlu olan Oppenheimer, Atom Bombası'nın yapımında Los Alamos Laboratuarları yöneticisi olarak görevliydi.

Daha sonra termonükleer (yakarak öldüren) bombaların üretiminde büyük rol oynadı," (Encyclopedila Judaica 12/1430)

Bombanın finansmanını ve bilimsel idareciliğini de yine üç büyük Siyonist milyarder üstlenmişti. Bunlar Bernard Barudi (ABD Devlet Başkanları'nın ekonomi ve savunma danışmanı, milyarder silah tüccarı), Robert. Oppenheimer (milyarder işadamı ve Atom Bombası'nın yapımını yöneten bilim adamlarından), Bertrand Leopold Goldschidt (milyarder işadamı ve Atom Bombası'nın yapımını yöneten bilim adamlanndan)'ti (Deutschiand ohne Juden)

O sıralarda henüz savaşa girmemiş olan Amerika'nın böyle bir işe kalkışmasına gerekçe olarak Almanya'nın da aynı bombadan imal ettiği ve bunu kullanmak islediği tehlikesi gösteriliyordu.
Oysa böyle bir tehlikenin hiç bir zaman olmadığı herkesçe bilinen bir gerçekti. Çünkü zaten bu konudaki söz sahibi tüm bilim adamları Amerika'ya göç etmiş olan Siyonistlerdi. Almanya'nın tek başına böyle bir bomba tasarlayıp üretebilecek imkanı yoktu (Deutschiand ohne Juden); (Masonluk ve Kapitalizm, Araştırma Yayıncılık, 1992, İst, S.484-193)

Osmanlı'dan ABD destekli Siyonizm'e red

Osmanlı'dan ABD destekli Siyonizm'e red
Osmanlı'dan ABD destekli Siyonizm'e red




Washington'daki Osmanlı Büyükelçisi Ali Ferruh Bey Amerikalı Müslümanların lideri Muhammed Webb'le görüşmüş, Osmanlı hükümetine bu konuda yardım etmesini rica etmişti. Webb de, Amerikan Hükümetini Siyonizm yanlısı bir politikadan vazgeçirmek için taraftarlarını baskı grubu olarak kullanmıştı.

ABD yönetiminin Yahudiler'e ve onların Ortadoğu­'da bir güç olmalarına katkıları yeni değildir. Siyonizm daha onun babası ka­bul edilen Dr. Herzl'in kafasında bir tasarı bile değilken, Basel'deki Birinci Kongre'den 15 yıl önce Temmuz 1882'de zengin İngiliz Hayırseveri Lawrence Oliphant, İstanbul'daki ABD Elçiliği aracılı­ğı ile Bâb-ı Âlî'ye başvurarak Yahudiler'in Filistin'e yerleşmeleri karşılığı para teklif etmişti. An­cak, Osmanlı Hükümeti hem bu teklifi reddetmiş, hem de Filis­tin'e Yahudi göçünü önlemek için sıkı tedbirler almıştı. Ekim 1882'de Osmanlı Hükümeti, kut­sal yerleri ziyaret edecekler dışın­da tüm Yahudiler'in Filistin'e gir­mesini yasaklamıştı.1

Avrupalı devletlerin ve ABD'nin uyruğuna giren Yahudi­ler bir kez daha Filistin'e girmeyi deneyince Osmanlı yönetimi 22 Ocak 1884'de bunu da yasakla­mıştı. Osmanlı Hükümeti, ABD ve Avusturya devletlerini ikaz ederek onlardan sırf "Osmanlı ül­kesinde yaşayabilmek ve Filis­tin'e gidebilmek için vatandaşlık­larına geçmek isteyen Yahudilere izin vermemesini” istemişti.2

Siyonist emeller
Ondokuzuncu yüzyıl sonların­da özellikle Amerika'da Filistin'e gitmek üzere Yahudilerce kesif bir "Siyonist" faaliyet yürütülmek­teydi. Değerlendireceğimiz bel­gelerden ilkinde, New York'taki Yahudi Merkez Komitesi Başkanı Gottheil ve Washington Yahudi Komitesi Başkanı Omil'in maksadlarının "Filistin'de asırlar önce olduğu gibi yeni bir Yahudi dev­leti kurmak, Yahudilerin millî emellerini ihyâ" olduğu, Washington'daki Osmanlı sefiri tara­fından bildirilmektedir.3

İkinci belgede ise merkezi Amerika'da olan meşhur Bene Berith'in, İzmir'de de şube açtığı belirtildikten sonra Filistin'de bir Yahudi Devleti kurmak isteyen New York Yahudi Komitesi Baş­kanı Gotheil ve Washington Ya­hudi Komitesi Başkanı Omil'in Amerika'dan dünya Yahudilerine yaptığı "Filistin'e gidin" çağrısı, Hariciye Nâzırı(Dış işleri bakanı) Tevfik Paşa tara­fından Sultan II. Abdülhamid'e duyurulmaktadır.4

23 Nisan 1898'de Washington'dan gönderilen bu rapor, II. Abdülhamid'in eline gelir gelmez Washington'daki Osmanlı Büyü­kelçisi Ali Ferruh Bey'i harekete geçirmişti. Ali Ferruh Bey, ilk ola­rak Amerikalı Müslümanların li­deri Muhammed Webb'le Mayıs 1898 başlarında görüşmüş, ondan Osmanlı hükümetine bu konuda yardım etmesini rica etmişti. Elçi­mizin ricasını kabul eden Webb de, gerekli kulis faaliyetlerine gi­rişmiş, Amerikan Hükümeti'ni Si­yonizm yanlısı bir politikadan vazgeçirmek için taraftarlarını bir baskı grubu olarak kullanmaya çalışmıştı. Hatta Amerikan Müslü­manlarının lideri, Amerikan Siyo­nist Federasyonu'nun Başkanı (New York Yahudi Komitesi Baş­kanı) Richard Gotheil'le bağlantı kurmuş, ona Siyonizm'in Osmanlı Devleti tarafından benimsenmediğini, bu hususta ısrar etmenin bo­şuna olacağını anlatmıştı.5

BOA, Y. PRK. HR. 25/49




Bab-ı Alî Dâire-i Hâriciye Tercüme Odası
Aded
Hâriciye Nezâreti'ne 23 Nisan 98 târihiyle Washington Sefaret-i Seniyyesi'nden vârid olan 60 numrolu tegrafnâmesinin tercümesidir. New York'taki Mûsevî Merkez Ko­mitesinin Reisi Gottheil ve Was­hington Komitesi'nin Reisi Omil'dir. Makasıd yalnız bir muş­ta'meret değil "Arz-ı Filistin"in hâl-ı sâbıkasına iadesiyle Mûsevî efkâr-ı milliyesinin ihyâsıdır." Dün­yada bulunan bi'l-cümle Musevi­ler bu fikr-i azime iştirâka davet olunuyor. Bazı ma'lûmâtı hâvi olan "Deyrizfonist" nâmında îbrânice bir kitabı elde ettim. Gelecek Mayıs'ın onuncu günü New York'ta bir konferans akdolunacaktır...
... Londra'ya gidiyor ki, orada mahsusî bir banka mevki-i teda­vüle tahvilât çıkarıyor. Washing­ton Hahambaşının efkârını bi'l-vâ­sıta istimzâc ettiğimde mûmâ- ileyh işbu sûret-i fikr ü mütâlaaya iştirâk etmediğini beyân etmiştir. Sefâret-i Seniyye bedel-i icârını sarf ediyorum.

BOA, Y. PRK. HR. 25/49




***


Husûsiyye: 54
İzmir'de müteşekkil olup Mûsevîce "Ovadheyr" nâmıyla yâd olunan ve başlıca merkezi Amerika'da bulunduğu is­tihsâl edilen malûmâttan anlaşılan Bene Berith ismindeki Musevî Cemiyet-i Hafiyesi'nin mustahber olan bazı hare­kâtı hakkında icrâ-yı tahkikat ile alınacak malumatın telg­rafla iş'ârına dâir bâ-irâde-i seniyye-i hazret-i pâdişâhı Washington Sefâret-i Seniyyesi'ne yazılan telgrafnâme ile alınan cevâbın tercümeleri 30 Zilkâde 1315 târihli tezkire-i âcizânem ile takdim kılınmıştı. New York'taki Mûsevî Merkez Komitesi'nin Reisi Gottheil ve Washington'daki komitenin Reisi Omil olduğu ve maksadın yalnız bir müstameret tesisi olmayıp arz-ı Filistin'in hâl-i sabıkasının ia­desiyle Mûsevî efkâr-ı milliyesinin ihyâsı idüğü ve dünyâ­da bulunan bi'l-cümle Musevilerin, bu fikr-i azime iştirake davet olunmakta olduğu ve bazı malumatı havi olan "Deyriz Panist" nâmındaki îbrânice bir kitâbın elde edildi­ğini ve efkârı bi'l-vâsıta istimzâc olunan Washington Hahambaşının işbu sûret-i fikr ü mütâlaâya iştirak etmediği­ni beyân eylediğini ve bazı ifâdâtı şâmil sefâret-i müşârun-ileyhten bu kere ahz olunan 23 Nisan 98 tarihli ve altmış numaralı telgrafnâmenin tercümesi dahi leffen arz ve neşr olunmuş ve işbu telgrafnâmenin hallolunamayan kısmı sefâret-i müşârün-ileyhe iş'âr olunduktan alınacak cevap üzerine Londra'da bir banka marifetiyle çıkarıldığı beyân olunan tahvilât hakkında Londra sefâret-i seniyyesine vesâyâ olunacağı derkâr bulunmuş olmakla emr ü fermân hazret-i men-lehü'l-emrindir.
2 Zilhicce 1315
Hariciye Nâzın Tevfik
BOA, Y. PRK. HR. 25/20

BOA, Y. PRK. HR. 25/20




Tarih ve Düşünce Dergisi
Mayıs 2002

Dipnotlar:
1) Mim Kemal Öke, Kutsal Topraklarda Siyo­nistler ve Masonlar, İstanbul, 1991, s. 83-84
2)Mim Kemal Öke, A.g.e., s. 94-96.
3)Y. PRK. HR. 25/49
4)Y. PRK. HR. 35/50
5)Mim Kemal Öke, A.g.e., s. 89

Hepsini aynı güçler organize ediyor

Hepsini aynı güçler organize ediyor
Hepsini aynı güçler organize ediyor


Yakın tarihimiz ve günümüz sahte aktivistler, sahte alimler, siyasetçiler ve liderlerle dolu...

Osmanı Şeyhülislamının "Bir Mason veya komünist kadar tehlikelidir. İslam dinine zararından endişe edilir" dediği ve doğru düzgün hiç bir ilim tahsili ve icazeti olmayan dahası risaleleri ilmi hatalarla dolu olan kişi, müslümanlara
"Bediüzzaman" maskesi ile baş tacı ettiriliyor...

Meşru İslam halifesi ve veli padişah Abdülhamid Han'ın "Bir de ortaya Cemaleddin Efgani adında bir şarlatan çıktı. Araştırdım. İngilizlerin adamıydı" dediği ve Masonluğu-ajanlığı kesin delillerle ispat edilebilen Cemaleddin Afgani "En büyük İslam Aktivisti" olarak kabullendiriliyor...


Afgani'nin yetiştirdiği ve müslümanlara alim yetiştiren Mısır'daki El Ezher medresesine sızdırdığı, "Dinin başını dinin kılıcı ile kesiyorum" diyen Muhammed Abduh ise "Büyük Alim" olarak kabullendiriliyor...

İngiltere adına casusluk yaparak Meşru halife ve padişah olan Sultan Abdülhamid Han'ı tahtan indirmek niyetiyle darbe teşebbüsü yapan ve 39 yaşında iken bu darbe teşebbüsü sırasında öldürülen Ali Suavi'nin biz Müslümanlara "Müçtehid" olarak tanıtılmasına ne denilebilir bilmiyoruz?

İslam dininde olmayan demokrasi, laiklik, meşrutiyet gibi kavramları alenen savunan Ali Suavi'yi Said, Nursi'nin "üstad" kabul etmesi de çok manidar değil mi?

Peki geçmişte bunları sahneye sürüp şimdi ise Dinler arası diyalog ihaneti ve BOP(Büyük Ortadoğu Projesi) kapsamında hain din adamı, siyasi lider ve fikir adamlarını kim organize ediyor?

Kim destekliyor? Kim finanse ediyor? Kim yükseltiyor?

Cevabı tarih bilenler açısından çok basit; SİYONİZM....

ADL, JDL, CFR, Bilderberg, B'nai B'riht ve diğer örgütlenmeleri ile dünya üzerinde gayri Yahudi tüm inanışların temsilcilerinin içine sahte kurtarıcılar, hain liderler, satılık kalemşörler yerleştiriyorlar...

UYANIK MIYIZ?

Siyon alaylarının teorisyeni italyan faşizminden etkilenmiş maceracı Jabotinsky

siyon alaylarının teorisyeni italyan faşizminden etkilenmiş maceracı jabotinsky
Siyon alaylarının teorisyeni italyan faşizminden etkilenmiş maceracı jabotinsky



İsrail Devleti'nin kurulmasında önemli bir rol oynayan militan Siyonist Revizyonist hareketin kurucusu Viladimir Jabotinsky...  

***

Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'ne karşı, gönüllü Yahudi Alayı oluşturarak savaşma fikrini ilk ortaya atan Rus Yahudisi Viladimir Jabotinsky'dir (1880-1940). Odessa'da orta halli Musevî bir ailenin çocuğu olarak doğan, gençliğinde Rus edebiyatına sevdalanan Jnbotinsky'nin 16 yaşında yazdığı ilk şiirleri Odessa'dakl yerel basında çıkmıştır. Bîr süre İsviçre'de okuduktan sonra İtalya'ya geçen ve bu ülkeyi İkinci vatanı olarak benimsediğini anılannda anlatan Jabotinsky, Risorgimento yazarlarındanMussolîni'ye uzanan çizgide İtalyan siyasal düşüncesinden etkilenmişti. Doğu Avrupa ve Rusya'da, Yahudi düşmanlığının toplu katliamlara dönüşmesi sebebiyle bir çok Siyonist lider gibi o da Museviliğini hatırlamış ve kurtuluşu Dr. Herzl'in reçetelerinde aramaya başlamıştı.

Kısa sürede Dünya Siyonist Örgütü'nün en etkileyici hatibi olacak ve faaliyet sahası olarak Rusya'yı seçecek olan Jabotinsky'nin Siyonizme ilgisi Rus edebiyatçı Maksim Gorkiye göre. "Rus Edebiyatı için büyük bir kayıp" olmuştu. Siyonizm hayali, onu 1908'de Jön Türk devrimi sonrası kurulanSiyonist Derneği'nin propagandacısı olarak İstanbul'a sürükleyecekti. Görünürde, Anglo-Levanten Bankacılık Anonim Şirketi'nin yöneticisi, gerçekte Siyonizmin temsilcisi olarak istanbul'a gelen Dr.Jacobson'un yardımcılığını, o sırada tanınmış bir yazar olan Vladimir Jabotinsky üstlenmişti. Yahudice gazeteler satın alınmış, Celal Nuri (İleri) Bey'e bir gazete çıkarttırılmış, satın alınmıştı. Selanik'i adeta "İkinci Kudüs" olarak gören  Jabotinsky,   birinci   Kudüs'ün hayaliyle yanıp tutuşuyordu.

İstanbul'da kaldığı kısa dönemde, özellikle Jön Türkler arasında aktif olarak çalışmış, Türkiye ve Türkleri yakından tanımıştır. Bu dönemde daha sonraki yılların aksine genelde Türkler hakkındaki düşünceleri olumludur.


Faşizmin Siyonist destekçisi

1930'larda İtalyan Faşist Hareketi'ne de destek verecek olan Jabotinsky, liberalizmin ölü ve geçersiz bir doktrin olduğuna inanmaktaydı. "Günümüz ahlâk kuralları içinde çocuksu hümanizmin/insancıllığın yeri yoktur" diyen Jabotinsky'e göre dünya siyasal yaşamını şekillendirecek manivela sadece güçtü. "Komşusu ne kadar  iyi ve candan olursa olsun, ona inananlar aptaldır. Adalet, bileği güçlü olanın ve bu bileği büyük bir ısrarla isteklerini gerçekleştirmek için kullananındır" sözü, onun dünyaya bakışını da ortaya koymaktadır. 1913'de yazdığı "Irk Üzerine" adlı makalesi ile ırkçı düşünceler taşıdığı, hatta Musevilerin Âri ırktan üstün olduğunu ileri sürdüğü için "Vladimir Hitler" lakabıyla tanınacaktır.

1932'de   İngiliz   mandasındaki Filistin'de  "Betar" adlı   ırkçı  bir örgüt kuracak, simgesi kahverengi gömlek  olan ve   ''Doğu için İtalyan düzeni" sloganını benimseyen bu örgüt, Mussolini'nin Faşist gençlik örgütünün bir benzeriydi. Jabotinsky 1935'de verdiği, bir beyanatta "Biz bir Musevî imparatorluğu istiyoruz. Akdeniz'de bir İtalyan İmparatorluğu gibi, Doğuda da bir Yahudi İmparatorluğu olmalıdır" diyordu. Jabotinisky'nin bu hayat serüveni ve düşünce yapısı, onun Çanakkale'deki Yahudi Alayı'nı hangi havalı ve ırkçı düşünceler üzerine kurduğunu anlamamızı sağlıyor. Avrupa kökenli Eşkenazilerden bir Yahudi İmparatorluğu oluşturma fikriyle 1933'de italya'da Mussolini'nin yardımı ile askeri bir okul açan ve Filistin'e sevk edilen bu askerlerle yerli Araplara veAraplaşmış Yahudilere (Sefardimlere) karşı kanlı savaşlar yapan Jabotinsky tam bir maceracı ve hayalperesttir.     


Viladimir Jabotinsky  


"Osmanlı ölmeli"

II. Meşrutiyetin hemen ardından Anglo-Levanten Anonim Şirketi'nin ikinci adamı olarak bir süre istanbul'da   kalan Jabotinsky  Türkiye hakkında ilginç gözlemlerde bulunmuştur.
1917'de yayınlanan "Turkey and the War" (Londra 1917) adlı kitabında Birinci Dünya Savaşı'nın çıkış  nedeninin İtilaf Devletieri'nin iddia ettiği gibi Alman militarizmi değil, Şark meselesi olduğunu ileri sürmüştür. Savaşın, Osmanlı Asyası'nı paylaşmaktaki ahenk yoksunluğundan çıktığını söyleyen Jabotinsky'ye göre Almanya tüm Osmanlı'yı himaye kanadına almak bahanesiyle Şarkın zenginliklerine sahip çıkmak isterken, Fransızlar Suriye'ye, İngilizler Mezopotamya'ya, Rusya Doğu Anadolu ve Boğazlara, Yunanlılarla İtalyanlar İzmir'e göz dikmişlerdi. Ona göre. "Mirasın paylaşılması için önce mirası bırakanın ölmesi gereklidir."

Yaşayan bir varlığın yok edilmesindeki ısrarın kendisine acı verdiğini itiraf eden Jabotinsky, Türkleri,"İyi, dürüst, alçakgönüllü, misafirperver ve cengâver" millet olarak tanımlamakta; ancak Türklerin siyasî oyunların ve dış politikanın çıkar üzerine kurulduğunu bilmediklerini ileri sürmekteydi. Ona göre II. Abdülhamid'e Avrupa'da muhalefet etmiş olan Jön Türkler, Avrupa'yı bildikleri halde kendi ülkelerini bilmemekte, buna karşılık onlara karsı çıkanlar kendi ülkelerini bildikleri halde Avrupa'yı tanımamakta idiler. Kör bir adamın, bacakları olmayan fakat gözleri gören bir adamı sırtına alarak ilerlediğinin anlatıldığı bir Arap hikâyesini anlatan Jabotinsky, sözlerini su cümlelerle bitirir: "Ne var ki, Jön Türkler örneğinde bunun tersi olmuştuBacaksız olan taşımak ve kör olan da onun yönünü tayin etmek zorunda bırakılmıştır"Jabotinsky'ye göre II. Abdülhamid ve öncesi dönemde Osmanlı yönetimi, millet sistemini başarıyla uygulayarak azınlıkların tüm sosyal, dinî ve ilmî serbestliklerini tanımış ve korumuş, ama ısrarla siyasî iradeyi onlardan esirgemişti.


Genç Türkler ise bu dengeyi tepetaklak etmişler, bir yandan azınlıklara siyasî iradeyi kullanma hakkı verirken diğer yandan onların sosyal, dinî ve ilmî serbestliklerini devlet kontrolüne almaya çalışmışlardı. Jabotinsky'e göre bu gidiş Osmanlı ülkesindeki azınlıkları tedirgin etmiş ve onları "Büyük göçlerin"kucağına itmişti. Ona göre artık eskiye dönmek mümkün değildir. Artık Jön Türklerin azınlıklarla ilgili yapacağı her yenilik, onların ayrılıkçı heveslerini   arttırarak  devlettenkopmaları için gerekli zemini hazırlayacak ve bu da Türkiye'de Türk hâkimiyetinin sonu olacaktır. Jabotinskyye göre Türkler, bölünmeye ve millî devletlerin kurulmasına izin vermelidir. "Osmanlı împaratorluğu'nun yıkılmasını isteyen, Türk ırkının düşmanı değil, aslında dostudur"' diyen Jabotinsky, imparatorluğun yıkılması için Rusya ve İngiltere'nin işbirliği yaptığını, bunun için Boğaz operasyonunun bir an önce Osmanlı devletini yok etmeye yönelik olduğunu, kendilerinin (Yahudilerin) de bu yıkımın gerçekleşmesi sonucu "Millî Yahudi Devletini" kurmak için bir alayla Çanakkale'de ingiliz ordusu saflarında yer aldıklarını belirtir. Aslında Jabotinsky, bu devletin bir an evvel kurulması için, kurulan Yahudi  Alayı'nın   Filistin'de çarpışmasını istiyordu.

Siyon Katır Alayı 


Siyon Birliği'nin kurulması konusunda yoğun çabalar gösterimiş olan Jabotinsky'e en büyük destek bir başka Rus Yahudisi, Joseph Trumpeldor'dan gelmişti. Eğitimini Rusya'da yapan ,1904-1905 Rus-Japon Savaşı'na Rus ordusunda katılan, sol kolunu kaybettiği için Çar'ın en büyük şeref madalyalarından birine sahip olan Trumpeldor, daha sonra Filistin'e göçmüştür. İlk kez Aralık 1914'de Mısırda Gabbari Göçmen Kampı'nda Jabotinsky ile karşılaşan Trumpeldor, ondan farklı olarak kurulacak gönüllü Siyon Birliğinin Osmanlı Devleti'ne karşı illâ Filistin'de çarpışması gerekmediği, hangi cephede olursa olsun ingiltere'nin yanında yer almanın daha gerçekçi olduğu görüşündedir. Aralarındaki bu farklı yaklaşıma karşın iki  23 Şubat 1915'de gönüllü Siyonist birliği oluşturulmasının öncelikle ele alınması noktasında anlaşırlar.

Gönüllüler toplanıyor


Nobel Petrol Şirketi temsilcisi M.A. Margolis'in apartmanında toplanan Jabotinsky, Trumpeldor, Kudüs'ten Dr. Weitz, Filistin'deki Risonler Siyon Kolonisinden V. Z. Gluskin, Ziraat Uzmanı J. Ettinger ve Amerikalı turist G. Kaplan prensip olarak Musevî müfrezesinin oluşturulmasında anlaşırlar. Bir hafta sonra göçmen Yahudilerin kümelendiği Mafruz kampında bir toplantı yapan Jabotinsky ve arkadaşları, yüzün üzerinde Yahudi gönüllüden bu orduya katılacaklarına dair imza alarak
Mısır'daki İngiliz Komutan General Maxwell'e dilekçeleriyle iletirler. General, savaşın o anki durumu göz önüne alındığında Filistin'de bir cephe açılmasının mümkün olmadığını, fakat Siyonistler ısrar ettikleri takdirde onlardan bir katır alayı oluşturarak cephane ve malzeme taşımak amacıyla Çanakkale'ye gönderebileceklerini belirtir. Jabotinsky, aslında Osmanlı'ya karşı İngiltere'nin yanında savaşma konusunda hem-fikir olduğu halde, Filistin'de savaşmayı tercih ettiğinden ve "Katır Alayı" adının onur kırıcı olması sebebiyle buna karşı çıkmıştı. 

Jabotinsky, Londra'ya giderek Siyonist liderlerle görüştü. Ona en büyük destek pasaportunu taşıdığı Rusya'dan geliyordu. Çünkü Rusya, güneyde açılacak yeni bir cephe ile Kafkasya ve Galiçya cephesinde -kendi iç sorunlarının da etkisiyle- kendisini zorlayan Osmanlı'ya yeni bir cephe açmak istiyordu. 

"Filistin'e giden yol" 


Jabotinsky'nin itirazlarına, "Türkleri Filistin'den atmak için onlan ezmek zorundayız. Buna ise Kuzeyden mi Güneyden mi başlamışsın, bu sadece bir taktik meselesidir. Nasıl olsa her yol Siyon'a çıkar" diyerek karşı çıkan Joseph Trumpeldor, General Maxwell'e gönüllü Siyonistlerden oluşacak bir katır alayı kurulması teklifini kabul ettiklerini bildirir ve fikri tek başına uygulamaya koyar. Yıllar sonra Jabotinsky de onun haklı, kendisinin haksız olduğunu bildirerek"Filistin'e Çanakkale'den giden yol doğru yoldur" itirafında bulunmuştu.

İsin  bu  aşamasında  İngiltere hemen devreye girdi. 19 Mart 1915'de İngiliz ordusundan Albay John Henry Patterson, gönüllü Musevî birlikleri eğitmek ve yetiştirmek amacıyla Mısır'a yollanır. Bu gelişmenin en dikkate değer yanı, İtilaf Devletlerinin Çanakkale Boğazı'ndaki deniz savaşında bozguna uğradıkları 18 Mart 1915'den hemen sonra hızlanışı ve olaydaki İngiliz etkinliğinin giderek bir resmiyet kazanmasıdır. Altıyüz elliyi aşan gönüllüyü eğitecek olan Patterson 1916'da yazdığı "Siyonistlerle Gelibolu'da"(Withthe Zionist in Gallipoli, Lorıdon 1916) adlı eserinde belirttiğine göre, gençliğinden beri Musevî tarihi gelenek ve inançlarını yakınen incelemiş, bir başka ifadeyle bu tür misyonlar için önceden yetiştirilmişti. Patterson'un Siyonistlere ilgisi 1915 Çanakkale Savaşı'ndan sonra da sürecek, 1915'de Çanakkale'de Siyon Katır Alayrna kumanda ettikten üç yıl sonra da onların başında Filistin'e girecekti. 1940'da ise Siyon ordusu kurulması için gazetelere makaleler yazacak ve ABD yönetimine mektuplar gönderecekti.Patterson'un üç hafta gibi kısa bir zamanda Gibbori kampında eğittiği beşyüzü aşkın asker, yirmi subay ve 750 katırdan oluşan "Siyon Katır Alayı" muharebe için gerekli teçhizatı da kuşanmış ve yakalarındasarı renkli Davut Yıldızı işlenmiş olarak II. M. Ilynıet-tus ve H. M. Ânglo-Egyptian adlı İngiliz gemilerine yüklenerek 17 Nisan 1915'de Gelibolu'ya hareket ederler.

Siyon Katır Alayı, Seddülbahir yöresine ayak basar basmaz asıl görevi müttefik askerlere askerî malzeme ve yemek taşımak olduğu halde, kendisini savasın içinde bulmuş ve Türk ordusuna kurşun sıkma emeline de nail olmuştu. Açılan ateş sonucu ürken katırlar da, düşman süvarileri sanılarak Türk askerlerince kurşunla durdurulmuştu. Çanakkale'de 8 er ve 47 katırını kaybeden Siyon Katır Alayı, her ne kadar Sir Ian Hamilton'urı yazılı takdirine mazhar olsa ve madalya ile taltif edilse de İngilizleri yenilgiden kurtaramaz.   Albay   Patterson'un diliyle "Gelibolu Harekâtı, İngilizlerin silahlarının konuştuğu en büyük yenilgi olarak tarihe geçer".Ancak jabotinsky, Siyonizm   açısından   mutludur.   Ona göre, Balfour Bildirisi ilânını Çanakkale'deki Siyon Katır Alayı'na borçludur. 

Beş bin kişilik Lejyon 

Çanakkale Muharebesi bittikten sonra gönüllü Siyonist birliği önce Midilli Adası'na, oradan da İngiltere'ye gider. İngiliz Hükümeti 1917'de bu birliği İrlanda'da çıkan bir isyanı bastırmak için kullanmak ister. Fakat bunu Siyonist liderler kabul etmezler. Bundan sonra birlik dağılır. 1918'de 5.000 kişilik bir güç olarak yeniden kurulur.

Başta Aaransohnlar olmak üzere Yahudi casusların oluşturduğu ortamı çok iyi cleğerleclirmek isteyen Jabotinsky, 1917 baharında İngiliz Savaş Bakanı Lord Derby'yi ikna ederek derhal hazırlıklara girişir. İngiltere Musevileri her ne kadar projeye karşı çıksa da Siyonizmin lideri Weizmann, projeye "ye yeşil ışık yakmıştır. Filistin'de Yahudi lejyonu oluşturma görevi, Çanakkale'de olduğu gibi Albay Patterson'a verilir. Çanakkale'deki Siyonist Katır Alayı'nın Muharipleri, Lejyon'un çekirdeğini oluşturuyordu. Arap ve Rusya'dan gelen gönüllülerle takviye edilen Yahudi lejyonununda Jabotinsky, teğmen rütbesiyle Patterson'un kurmay başkanlığına getirilir. Ekibe Ben Zvi ve Ben Gurion da onbaşı olarak katılırlar. Şubat 1918'de Londra'da bir geçit resminden sonra beşbin kişilik lejyon, Japon destoyerleri ile İskenderiye'den Filistin'e gönderilir. General Allenby'nin Filistin'i işgalinde aktif görev alan ve onun birliklerinin altıda birini oluşturan Yahudi lejyonu Türk Ordusu'nu doğusundan vuracaktır. Bu orduda, Allenby'nin Filistin'de zafer kazanmasında en önemli istihbarat görevi ifa eden Sarah Aaronsohnların küçük erkek kardeşleri Alex de yer almıştı. Bu orduyu sevinç içinde Filistin'de karşılayan Yahudiler"Çanakkale'deki Siyon Katır Alayı oğlumuzdu; bu siyon ise torunumuzdur" diyorlardı. ■

Bibliyografya:
1.  Mim Kemal Öke, Kutsal Topraklarda Siyonistler ve Masonlar, İstanbul 1991, 3. Baskı, Çağrı Yayınları
2.  Mete Tunçoku. İsrail'in Kuruluşuna Varan Gelişmeler İçinde Çanakkale Savaşlarının Önemi. Belleten, Nisan 1991, No: 212

Ahmet Fettahoğlu
Tarih ve Düşünce Dergisi
 Haziran 2002

Viladimir Jabotinsky ve ailesi

Bu güne değin en çok tıklanılanlar